Merhabalar hepinize. Mühendislik hakkında yazdığımız yazılarla bilgi ve teknik anlamda doyuma ulaşmaya, ulaştırmaya çalışıyoruz. Ancak bugün ülke içinde tekrara düşen, alışılagelmiş yollardan ayrılamayıp, bilenin aksine çıkamayan, tabir-i caizse tıkanmış bizlere bir ilham kaynağı olacak Oktay SİNANOĞLU ‘ndan bahsetmek istiyorum.

Oktay SİNANOĞLU Kimdir?

“…Ben baktım, Türk Bayrağı, Atatürk karşımda, cam çerçeveli olduğu için bayrağın üstünde kendi yansımamı görüyorum. İçimden yemin ettim, dedim ki:
Gideceğim ve orada söz sahibi olacağım, ondan sonra gelip o namussuzlarla burada uğraşacağım. O zaman anlamıştım ki burada kalırsam Amerika’nın kölesi olurum, oraya gidersem Amerika’nın efendisi olur, buraya gelip onlarla daha rahat mücadele ederim. Ve işte bizi gönderdiler…”  Böyle anlatıyor öyküsünün başlangıcını.

Oktay Sinanoğlu, babasının Türkiye Başkonsolosluğunda görev yapmakta olduğu Bari’de doğdu. Oktay Sinanoğlu ve ailesi 1939 yılında İtalya’da II. Dünya Savaşı’nın başlamasının ardından ailesiyle Türkiye’ye döndü. Oktay Sinanoğlu, sonradan TED Koleji olan Ankara Yenişehir Lisesi’ne burslu öğrenci olarak girdi ve 1953 yılında bu okulu birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla Kimya Mühendisliği okumak üzere ABD’ye gitti. 1956’da ABD Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Kimya Mühendisliği’ni birincilikle bitirdi. İşte buraya kadar başarılarla dolu bir öğrencilik hayatı buradan sonra bir bilim efsanesine dönüşmeye başlıyor.

İlkler ve Enler…

1960-1961 yıllarında atom ve moleküllerin çok-elektronlu kuramı ile Doçent oldu. 1963’te 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırarak 28 yaşında tam profesör unvanını aldı. 20. yüzyılda bu unvanı kazanan “en” genç öğretim üyesidir. 1962 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi mütevelli heyeti “ilk” kez Oktay Sinanoğlu’na mahsus olmak üzere kendisine Danışman Profesör unvanını verdi. 1973’te Almanya’nın en yüksek “Aleksander von Humboldt Bilim Ödülü’nü ilk kazanan kişi oldu. 1975’te Japonya’nın “Uluslararası Seçkin Bilimci Ödülü’nü kazandı; yine 1975 yılında özel kanunla Oktay Sinanoğlu’na “ilk ve tek” Türkiye Cumhuriyeti Profesörü unvanı verildi. Ayrıca Amerikan Bilim ve Sanat Akademisinin “ilk ve tek” Türk üyesidir.

Neler Bıraktı?

Dünyada yeni kurulmaya başlayan moleküler biyoloji dalının ilk profesörlerinden biridir. Yaklaşık 9 sene kadar da Yıldız Teknik Üniversitesinde Kimya Bölümünde görev yapan Sinanoğlu Türkiye’de daha çok Türk Ulusal Kimliği ve Türk Dili ile ilgili çalışmalar yürütmüştür. Dünya çapında bilimin gelişmesine her daim katkıda bulundu ve P.A.M. Dirac’in de üzerinde uğraştığı ancak çözümleyemediği bir problemi, “Kuantum mekaniğinde, Hilbert uzayının topolojisi ve içerdiği yüksek simetrileri çözdü. Böylece Kimya bilimini bu topolojik inceleme ile sağlam bir temele oturttu.

19 Nisan 2015’te hayatını kaybeden Oktay Sinanoğlu sadece ülkemiz için değil Dünya çapında en önemli bilim insanlarındandır. Yazıma Oktay Sinanoğlu’nun biz gençlere seslendiği sözleriyle nokta koymak istiyorum.

“…GENÇLER, Türkiye’ de adet haline gelmiş göstermelik işlerden kaçının. Sırf üniversite bitirdi desinler diye, ananız babanız Amerika’da mastır yaptı diye öğünebilsin diye yükseköğrenime gitmeyin. Sonunda ancak kendinizi kandırırsınız. Temel gayeleriniz, kendinizin ufak çıkarları ötesinde, kendiniz dışında, bu ülke, bu ulus, Türk dünyası, Avrasya, insanlık için olsun. Yüksek hedefleriniz için çalışın. O zaman, kendi durumunuz da kendiliğinden düzelecektir. Maddiyat ile maneviyatı dengeleyin. Formülünüz ‘bilim’ + ‘gönül’dür. Bu iki kanadın biri eksik olursa ne kendinize ne de insanlığa hayrınız dokunur”

TAGS: Oktay SİNANOĞLU, YALE ÜNİVERSİTESİ

Son yazımız için : Paranızı Ne Kadar Zamanda İkiye Katlarsınız?


Serhan ARSLAN