Merhabalar hepinize. Geçmişin derinliklerinden günümüze kadar gizemini korumuş ve her zaman tartışmalara sebep olan mistik güç, hayatın fark edemediğimiz birçok noktasında karşımızda olan ruhun ve bedenin dansını bizlere sergileyen epifiz beziyle karşınızdayım.

Ruhun ve Bilimin Birleştiği Nokta, Üçüncü Göz

Çağlar boyu hem bilim hem de mistik ilginin üzerinden eksilmediği epifiz bezi nedir, gerçekten var mı?

Epifiz bezi beynimizde bulunan küçük bir endokrin-iç salgı bezidir. Bilimsel olarak temel görevi mutluluk hormonu olarak bildiğimiz seratonin ve vücudumuzun biyolojik dengesini sağlayan melatonin hormonlarını salgılar. Hepimizin çikolataya ve tatlılara mal ettiğimiz mutluluğun asıl kaynağı yani.

Peki epifiz bezinin mistik gücü nereye dayanıyor?

Modern filozofinin babası olarak kabul edilen Descartes epifiz bezinin vücut ve zihnin bağlantı noktası olan mistik bir organ olduğu ve ruhun burada bulunduğu inanışını ortaya atar. Beyinde çifti olmayan tek bölge olan epifizin; iki gözümüzle gördüklerimizi tek görüntü, iki kulağımızla duyduklarımızı da tek ses yaparak beynimize ilettiğini söyler. Yapısal olarak da gözle benzer, retinal bir şekilde olan epifiz bezi o zamanlarda bilimsel olarak bilinmezlik olmasına rağmen önemi saptanmış ve üçüncü göz olarak da nitelendirilmiş.

Epifizin bilinirliğinin gelişimi nasıl?

Tarih boyunca birbirinden habersiz ve farklı zamanlarda bilim insanları, kahinler, şamanlar, filozoflar tarafından gerçekleşen birçok çalışma bulunmakta. Milattan önceki yıllardan başlayan bu çalışmaların sonucunda düşünce akışını düzenleyen, fiziksel ve zihinsel alemler arasında güç transferi yaptığı düşünülmüş. Ayrıca yapılan çalışmalarda deniz seviyesinden yükseklikle doğru orantılı olarak hormon salgılamasında artış saptanan epifiz için ibadethanelerin olabildiğince yüksekte yapıldığı tezi ortaya atılmış.

Hayatımızda farkında olmadığımız noktalarda karşımıza çıktığından bahsetmiştim. Fiziksel olarak kozalak şeklinde olan epifiz bezi; Vatikan’daki Katolik kilisesi, Papa’nın asasındaki bir figür olarak karşımıza çıkmıştır.

Uzun yıllar büyük ilgiyle incelenen epifiz hakkında komplo teorileri bile atılmıştır. 20. Yüzyılı sonlarında Jennifer Luke tarafından yürütülen bir çalışmada epifiz bezinin bedendeki kemikler de dahil diğer fiziksel maddelerden daha fazla floridi tıpkı bir mıknatıs gibi kendine çektiğini bunun da epifizin görevini yerine getiremediği ve bedendeki hormonsal dengenin bozulmasına yol açtığını saptamış. Diş macunlarında bile bol miktarda kullanılan floridin gibi epifiz bezini etkileyen maddelerin kullanılma amacının insan topluluklarının dünyaya ve kendilerine dair farkındalığını artırmasını engellemek için bilinçli olarak koyulan engellerden biri olduğu düşünülüyor.

Yaşamımızda da önemini kavramamız gerektiğini düşündüğüm epifiz bezi hakkında bir de video bıraktım. Yaşamın sırlarını içeren epifizi göz ardı etmeyin evde kalın sağlıkla kalın 🙂

Tags: Descartes, Hormon


Serhan ARSLAN

What's Your Reaction?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win