Yeni bir seriye başlamanın heyecanıyla hepinize merhabalar. Endüstri mühendisliği okuyan birisi olarak her zaman sektörün nabzının tutmak ve gelişen dünyadan haberdar olmak zorunda hissediyorum kendimi. Bu sebeple yeni konular ve terimlerin konuşulduğu, mühendis biliminin dallarının tarihlerinden bahsedildiği ve gelişimimiz adına dopdolu bir seri olsun istiyorum. Bu haftanın konuğu da yabancı değil endüstri mühendisliği 😊

Mühendis kafası nedir, endüstri mühendisliği nasıl çıkmıştır?

Mühendis; günlük hayatta karşılaştığımız basit ya da karmaşık problemleri, teorileri; fizik, matematik gibi bilimlerle hayata geçiren sistemler kuran ve geliştiren bilimin kalıpları olmayan dahi çocuğudur. Hep farklı düşünmesi gereken malzeme, makine ve teknoloji ile teorileri hayata geçiren tarihi aynı şeklini korumasa da çanak, çömlek, tekerleği bulan atalarımıza yani MÖ yıllara dayanan bir kavramdır.

Gelelim bu haftanın konusu endüstri mühendisliğine. Endüstri mühendisliği sanayi devrimi ve sanayileşmeyle ortaya çıkan ilkel mühendislikten de arındırılmış bir daldır. Verimin yapı taşı olduğu endüstri mühendisliği malzeme ve makine faktörlerinin yanında insan faktörünün de bulunduğu sistemlerin iyileştirilmesi ele alır.

1770 ’li yılların ortalarında buhar enerjisi yakalanıp mekanik enerjiye evrildi. Bu sayede makineleşme çoğaldı ve üretim bantları oluştu. Fakat bugünlerde olduğu gibi çalışma prensipleri ve görev dağılımı olmayan karga tulumba bir sistem elbette ki talebe karşılık veremeyecekti. İş gücünün boşa harcanması, verilen enerjiye karşılık yeterli iş miktarını sağlanamadığı anlardan birinde ilk endüstri mühendisliği çalışması ortaya çıktı.



Tarihte bilinen ilk endüstri mühendisliği çalışması ise 1762 yılında Peronnet Bey ’in bir toplu iğne atölyesine yapılan iş etüdü çalışması olarak bilinmektedir. Bu iş etüdü sayesinde 10 işçinin bir günde 200 adet ürettiği toplu iğne sayısı artış göstermiş. Her bir işçi bir toplu iğneyi başından sonuna kadar yapıyormuş. Peronnet Bey ’in kurduğu iş akışları ile toplu iğne üretme işi 18 kısma bölünmüş. Bu 18 kısım 10 işçi arasında dağıtılmış. Tabi bu 10 işçi arasına basit düzenekler koymayı ihmal etmemiş Peronnet Beyefendi. Bu sayede üretim miktarı 200 olan kurum günlük üretim miktarını 18.000 adete çıkartabilmiş bu da üretim gücünün 240 kat artması demek. Arzın taleplerden çok çok az olduğu bu zamanda bu üretim gücüne çıkmak da sanayinin kısa sürede bir zenginlik kaynağına dönüşmesi demekti.

İş Etüdü

Tarihçesinden bahsettiğim endüstri mühendisliğinin gelişimi ve dönüşümüyle haftaya serime devam etmek istiyorum. Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim 🙂 .

Tags: EMT, GaziENT


Serhan ARSLAN