Kuantum olumlama, son yıllarda popülerliğini koruyan ve üzerinde uzun yıllarca araştırmalar yapılan -hala yapılmakta olan- bir uygulama. Bilim adamları bu konuyla ilgili yaptıkları araştırmalarla kuantum fiziği üzerindeki elektron enerjisini, frekanslar aracılığıyla zihnimiz ile evrene akış içerisinde olduğunu keşfetti. Bu şu demek, neyi düşünürsen (ya da neyin frekansını yayarsan) somut anlamda o nesneyi, eylemi, durumu ya da olayı elde edersin.

Bugünkü yazımızda kuantum olumlama mantığını anlatacak, birtakım kuantum olumlama cümlelerinden bahsedecek ve son yıllarda bu yöntemle geliştirilmiş EMDR terapisi üzerinde konuşacağım.

NEDİR BU KUANTUM MESELESİ?

Kuantum olumlama yöntemiyle yazılmış birden fazla kitap ve yapılmış film mevcut. Son yıllarda bu konu hakkında üretilen içeriklerin arttığından da bahsetmiştim. Ama bu kuantum meselesi yeni keşfedilmedi, aslında kökleri antik çağa kadar uzanıyor. Sadece gelişen teknolojiyle beraber üzerinde yapılan çalışmaların sayısı arttı.

Kuantum ve kuantum mekaniğini bir önceki yazımda anlatmıştım, biraz da kuantumun günlük hayatımıza yansımasını konu edinmek istiyorum. Aslında mantığını tam olarak kavramadan da kuantumu günlük hayatımızda bir “sihirli lamba” olarak kullanmak mümkün. Bu konuyla ilgili en popüler ve temel içeriklerden olan 2006 yapımı The Secret belgeselinden Bob Proctor’un çok güzel ve yerinde bir sözü var:

“Elektriğin de nasıl çalıştığını tam olarak bilmiyorsunuz ama onu her gün kullanıyorsunuz, ve işe yarıyor.”

Kuantum olumlama

EVREN, ZİHNİNİZE UYAN BİR ASİSTANDIR

Paulo Coelho’nun Işığın Savaşçısının Elkitabı eserinden bir alıntı vereceğim:

”Evren, dilediğiniz her şeyi sunar size ama bir şeyi, bambaşka şeye dönüştürerek.”

Bu sözü, kuantum olumlama yöntemiyle açıklamak istiyorum. Günlük hayatımızda her dakika zihnimizden yüzlerce düşünce geçiyor ve bunların hepsine hakim olabilmek gerçekten zor. Tam da bu yüzden, bu düşünceleri biraz olsun kontorlümüz altına alabilmek için hislere sahibiz. Hisler, düşüncelerin aynasıdır ve anda kalmaya çalışırken hissettiğimiz o dominant duygu, bize geleceği resmeder.

Bu şu demektir: örneğin çok mutlu olmanız gereken bir doğum günü partisindesiniz. Doğum gününün kime ait olduğunun önemi yok, ama tüm sevdiklerinizin yanınızda olduğunu ve herkesin mutlu olduğunu hayal edelim. Ancak zihninizde belirgin bir sorun var: yarına yetiştirmeniz gereken sunumunuz.

Streslisiniz, anda kalamıyorsunuz ve hatta doğru düzgün gülümseyemiyorsunuz bile. Her ne kadar mutlu rolü yapsanız da evren işte tam o an devreye giriyor ve siz istediğiniz kadar sunumu yetiştirmeyi düşünseniz de evren, dominant duygunuz olan “stres ve yetiştirememe korkusu” üzerinde yoğunlaşıyor. Ardından sunuyor size istediğinizi: yetiştirememek. Çünkü siz tam anlamıyla bu frekansı yayıyorsunuz. Çünkü evren olumsuzluk ekini algılamaz.

Her ne kadar yetiştirmeyi isteseniz de, dominant duygunuz olan korku o kadar baskın geliyor ki evren yetiştirmek istemediğinizi düşünerek size bunu sunuyor. Kısaca evren veriyor size istediğinizi, bir şeyi; tam anlamıyla en domint halde istediğiniz şeye dönüştürerek.

DOĞRU CÜMLELER, DOĞRU SONUÇLAR

Kuantum olumlama cümleleri nettir eve hayatınızda somut olarak ortaya çıkma hedefi taşır. Kötü olan duygulara yer vermez ve kötüyü iyileştirme değil, iyiyi yüceltme eğilimindedir. Bundan tam dört sene  önce beni kuantum olumlamalarla tanıştıran bir arkadaşımla aramda geçen diyalogu aktarmak istiyorum.

O dönem her şeye geç kalıyordum. Hiçbir derse ve buluşmaya zamanında yetişemiyor, bunu kafaya takıp strese girdikçe sorumluluklarıma bağlı olan zamanla daha çok düşman oluyor ve işin içinden çıkamıyordum. O dönem dilimde sürekli “Bir daha geç kalmayacağım!” sözünü işiten kuantumcu arkadaşım bana şu tavsiyede bulunmuştu:

“Negatife odaklanıp olumsuz bir frekans yaymak yerine yetişeceğim, de. Hatta mümkünse hiçbir şey deme. Sadece geç kalkmaktan korkma ve bu korkuyu baskın hale getirme, sanki hep dakik bir insanmışsın gibi düşün.”

O günden sonra hiçbir derse geç kalmadım.

KUANTUM OLUMLAMA İLE EMDR TERAPİSİ

Yaklaşık bir ay kadar önce tanıştığım ve bu kadar kısa bir sürede hayatımı kökünden değiştirmeye başlayan terapi. Terapistim X, (isim vermek istemiyorum) bana bu yöntemi anlattığında başarılı olacağına asla inanmamıştım, ta ki uyguladıkça hayatımın akışının güzelliğe yöneldiğine tanık olana kadar. Uygulamanın nasıl yapıldığını anlatacak profesyonellikte değilim, sadece ne olduğundan bahsedeceğim.

X, beynimizin sağ ve sol lobunun aynı anda ve iş bölümlü bir şekilde çalıştığını ancak travmatik olaylarla karşılaştığımızda sol (mantıksal) bölümün fonksiyonlarının işlevsiz hale geldiği ve tüm yükün sağ (duygusal) kısımda birikip yaşanan olayların daha baskın ve kalıcı bir şekilde depolandığından bahsetti.

Baskın duyguların evrenin en iyi arkadaşları olduğunu biliyordum ancak travmatik olayların somut anlamda beyinde bu şekilde kaldığını yeni duymuştum. Demek ki bu yüzden özellikle çocukluk travmalarımızı tekrar tekrar yaşıyorduk. Çünkü evren baskın duygunun frekansını tutar ve gelecekte yaşatmaya devam ederdi.

EMDR terapisi geçmişteki travmaları duyarsızlaştırma ve baskınlığını azaltarak geleceğe serpiştirilmesini önlemeyi amaçlar. Beynin sağ lobunda biriken travmatik olayları ve beraberindeki tetikleyicileri terapist yardımıyla gün yüzüne çıkartır, işitilmesi istenilen frekanslarla iki yarımküre arasındaki uyumu tekrardan yakalatır ve değerlendirilip önemsizleştirilmesini sağlar.

 


What's Your Reaction?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win