Kitlelerin Bilgeliği

Kalabalıkların içerisinde hem negatif hem de pozitif kavramlara rastlayabiliriz. Bu hayatın her anında karşılaştığımız bir ikilemdir. Peki ortak akıl, ortak beğeni yani ortalamanın ta kendisi en iyi belirleyici olabilir mi? Bu yazımızla kitlelerin gücünü, kitlelerin bilgeliği nedir konusunu inceleyelim.

Kitlelerin Bilgeliği Nedir

Kitlelerin Bilgeliği Nedir?

Kitlelerin bilgeliği; sorun çözme, karar verme, yenilikçilik ve öngörme söz konusu olduğunda, geniş insan gruplarının bireysel uzmanlardan kolektif olarak daha akıllı olduğu fikrini ifade eder. Kavram, James Surowiecki tarafından kaleme alınıp 2004 yılında yayınlanan “The Wisdom of Crowds” adlı kitaptan sonra popüler hale gelmiştir. Kitlelerin bilgeliği kavramı hayatın birçok yönünde karşımızda bulunuyor. Özellikle Amerikan hukuk sisteminde kullanılan toplum farklı bireylerinden oluşan heyet mantığı, farklı şehirlerden ve meslek gurubundan seçilen temsilcilerle oluşturulan meclis mantığı örneklerden bazıları.

Kitlelerin Bilgeliği Nedir
Kitlelerin Bilgeliği Nedir

 

Kitlelerin Bilgeliği Kavramı Örnekleri

Kitlelerin Bilgeliği Nedir konusunu ele alırkan örneklerle gitmemek olmaz… Bunların ilki ile başlayalım

Francis Galton’ın 1907 yılında Nature dergisinde Vox Populi (Halkın Sesi) başlığını adıyla çalışmasını anarak başlayabiliriz. Galton, İngiltere Plymouth’da bir çiftçi festivalinde tanık olduğu bir yarışmadan söz eder. Ortaya bir öküz konulur. Kesildikten ve derisi yüzüldükten sonra kaç kilogram et çıkacağı sorulur katılımcılara. Sekiz yüz civarında çiftçi tahminlerini bir kağıda yazar.

En yakın tahminde bulunanlar ödül kazanacaklardır. Aynı zamanda uzmanlardan yani kasaplardan oluşan bir grup da tahminde bulunur. Galton, bu tahminlerin yazıldığı kağıtları toplar ve yapılan tahminlerin ortalamasının gerçek sonuçla arasında 1 kilodan az fark olduğunu hesaplar. Hatta sıradan çiftçilerin ortak aklının tek tek uzmanlardan daha iyi olduğunu saptar.

Bir diğer olayda ise 1968 yılında Atlas Okyanusu’nda Scorpion adlı bir denizaltı kayboldu. Elde olan tek veri denizaltıdan en son haber alınan noktanın koordinatlarıydı. Bunlardan yola çıkarak aramalara başlandı. Okyanusta, 35 km genişlikte ve binlerce metre derinlikte aramalar yapıldı ve sonuç alınamadı. Bu noktada, tek çözüm en yetkili denizcileri toplayarak onlardan oluşan bir arama ekibi kurmaktı. Fakat onlar böyle yapmadı…

Yetkililer ilk önce, Scorpion’a ne olduğunu açıklayacak alternatif senaryolar kurguladı. Sonra; matematikçiler, denizciler ve kazalardan kurtulmuş insanları da dahil ederek kurulan ekipteki her kişiden ayrı ayrı, senaryoların ne kadar olası olduğunu tahmin etmelerini istendi.

Gruptaki kişilerin her biri; denizaltının neden kaybolduğu, okyanusun dibine düşerken ki hızı, düşme anında aracın dikliği de dahil olmak üzere birçok konuda iddialar ürettiler. Bu bilgilerin hiç biri aslında tek başına denizaltının yerini gösterebilecek türden değildi, fakat yetkililer bunlara dayalı olarak kapsamlı bir resim oluşturduğunda, en azından daha iyi bir tahmin yürütmeyi umuyordu…

Senaryolar ile ilgili yaptıkları yorumların sonunda elde edilen ortak tahmin, gruptaki herkesin tahminlerinden çok farklıydı ama bir bakıma grubun kolektif tahminiydi. Yani aslında, ortaya çıkan fikir, gruptaki zeki insanların yönetiminde varılan bir sonuç değil, herkesin ayrı ayrı ama ortak olarak vardığı dahice bir sonuçtu. Scorpion, kaybolduktan beş ay sonra, grubun tahmin ettiği noktanın 200 metre ilerisinde bulundu. Gruptaki hiç kimsenin denizaltının kaybolma nedenini, kaybolurken ki hızını ve dikliğini bilmemesine rağmen, aslında grubun bir bütün olarak tüm bunları bildiği ortaya çıktı…

 

Kitlelerin Bilgeliği Nedir
Kitlelerin Bilgeliği Nedir

 

İdeal Koşullar Nelerdir?

Her insan kalabalığı kitle tanımına girmediği gibi her kitleden de araştırmadaki bilgeliği bekleyemeyiz. Bu kitlenin doğru sonuçlara ulaşabilmesi için bazı koşullar gerekmektedir. Peki kitlelerin bilgeliği nedir sorusuna cevap veren koşullar nelerdir;

  • Kalabalıkların bilgeliği için, öncelikle üyelerin farklı düşünce yapılarına sahip olmaları gerekir.
  • Bireyler, mümkün olduğunca farklı geçmiş ve inanışlara sahip olmalı ve görüşlerini şahsi kanaatlerine dayandırmalıdır.
  • Her bir üyenin görüşü, etrafındakilerden bağımsız (şahsına münhasır) olmalıdır.
  • Bireyler, kimse tarafından manipüle edilmemelidir.
  • Fiziki ve düşünsel “yerellik”, sistemin en önemli parçasıdır. Bu durum, bireyin yerel bilgileri kullanmasını ve daha hızlı tepki vermesini sağlar.
  • Her birey, grubun adil olduğuna ve kalabalığın kararını ifade eden mekanizmanın hakkaniyetine güvenmelidir.
  • Bu şartlar sağlandıktan sonra, “kalabalık adına karar veren mekanizma”, tercih aşamasında, (merkezden olmayan) bireylerden özel yargıları ve kararları bir araya getirip tek bir toplu kararda ön yargısız bir şekilde toplayabilmelidir.

 

Gözlem ve araştırmalar ortak aklın olağanüstü sonuçlarını ortaya koyuyor. İçinde bulunduğumuz toplumun ayrışmaya, tek düze düşünceye, kendi gibi olana verdiği çaba ve önem bizleri ortak aklın gücünden mahrum bırakıyor. Farklılıklarımızla bir olduğumuz, fikirlerimizle geliştiğimiz, her şeyden öte değer verip değer gördüğümüz ideal toplum dileğiyle…

Tags: Sir Francis Galton, The Widsom of Crowds

Bir Önceki Yazımı İçin: What is Digital Design? Digital Design Applications


Serhan ARSLAN

What's Your Reaction?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win