Teknoloji geliştirildikçe bizim tarafımızdan doğallık yerini suniliğe bırakıyor. İcat ettiğimiz her makine elimizde olanları azaltıyor. Zamanında bir mucit kayaları parçalamak için dinamiti icat etti ve savaşlar daha kanlı bitmeye başladı. Uzun mesafeleri kısa kılmak için uçakları yaptık ve ortaya sadece hiç gitmediğimiz yerleri işgal ettiğimiz topraklar geçti. Burada söylemek istediğim, teknolojinin yararlı ya da zararlı olması değil. Teknoloji yeni doğan bir bebek gibi olması, biz onu nasıl eğitir ve şekillendirirsek ortaya o derece muazzam bir varlık çıkar. Her şey biz düşünen insanların nasıl hareket ettiği ile alakalı.

Teknolojide insan gibi doyumsuz olduğunu bahsetmiştik. Hayal gücü gibi dersek teşbihte hata olmaz mantığı ile yola çıkabiliriz. Düşlerimizde kurduğumuz her şey belli bir zaman sonra ortaya maddesel olarak çıkmakta. Bazıları on yıl sonra bazılarıysa yüz yıl sonra. Çünkü biz insanoğlu doyumsuz bir varlığız, hep daha fazlası isteriz. Mamafih[1] sonumuzu aç gözlüğümüz getirecektir.

Cep telefonlarını icat ettiğimiz zaman fazlasıyla bize yaşam kolaylığı sağladı, yadsınamaz bir gerçek bu. Peki 10 yıl sonra akıllı telefonların piyasaya sürülmesine ne diyorsunuz. İnsanlar maillere bilgisayarlarından, fotoğraflarını fotoğraf makinesinden halledebiliyorlardı. Akıllı telefonlar lain[2] gibi sardı etrafımızı ve sadece bizi de değil. Ekosistemdeki hayvanları, toprağı, suyu ve hatta havayı mahvetmek için biçilmiş kaftandı. Kullanan bizleri ettiği hastalıkları söylemeye gerek bile duymuyorum. Günümüzde insanlar grip olur gibi kanser oluyor, oluyor da neden oluyor?

Şuan dünyada 8 milyar insan yaşamakta. Bir bilim adamının sözleri ile anekdot vermek gerekirse; bir seher kabının içine her dakika bölünen ve çoğalan (mitoz bölünme) tek bakteri konuluyor. İlk bakteriyi saat 23.00’da konulursa saat 24.00’da tamamen dolacaktır. Peki saat kaçta kap yarı yarıya dolacaktır? Elbette ki cevap 23.59’dur. Bizim için zaman burada. 40 yıl içerisinde 32 milyar insan yaşamak için savaşacak. Kazanırlarsa kaybedeceğiz, kaybederlerse kaybetmiş olacağız. Gece yarısına bir dakika kala zaman dilimindeyiz ve zamanı verimli kullanmayı bir kenara bırakın hızlandırmaya çalışıyoruz.

Elimizdeki imkanları, teknolojileri harcadığımız zamanı ve bütçeyi bir kenara bırakıp ilk insâni hakkı ele almalıyız yaşama hakkı. Neticede teknolojilerimizle yüzlerce gezegen keşfettik, onlarcasına keşif yaptık lakin elimizde bir tane dünya var. Şuan yeni yerlerde koloni kurmak fuzili bir uğraş, üstünde yaşadığımız mavi gezegenimizi bilgimizle yaşanabilir bir hale getirmek daha tutarlı bir davranış olur.


[1] Bundan dolayı

[2] Lanetli, sarmaşık