Sanayileşme ile beraber küçük atölyelerin fabrikalara dönüşmesi, el işçiliğinin önemini yitirmesine ve işlevselliğin, faydanın ön plana çıkmasına sebep oldu. Bu da sanatçının yüceltilmesine ve zanaatlardan ayrılmasına ve halktan daha da kopmasına sebep oldu. Bu açıdan bakıldığında, Bauhaus ekolünün  bu kopmayı yeniden birleştiren, işlevsel olanın aynı zamanda estetik olabileceğini gösteren bir modeli olduğunu söyleyebiliriz. Seri üretim, aynı zamanda estetik de olabilecektir. Bu anlamda sanat ile endüstri birleşmiş, Bauhaus, endüstri çağı düşüncesinin bir eğitim merkezi olmuştur.

BAUHAUS TASARIM OKULU

bauhus ekolü
bauhaus ekolü

Bauhaus Tasarım Okulu, endüstrileşmenin ayrıştırdığı sanatsal, teknik ve üretimsel bölümlerin birlikteliğini yeniden oluşturma uğraşlarının önemli bir noktasında 1919 yılında Walter Gropius tarafından Almanya’da kurulmuştur. 1926’da Dessau, 1932’de Berlin’e taşınan okul, 1933’de Nazi yönetimi tarafından kapatılmıştır.  W. Gropius sanatların bütüncüllüğü ilkesinden hareketle, yaratıcı tüm sanatları bütünleştiren yeni bir program oluşturmuş; sanatçı, mimar ve zanaatkâr
arasındaki engelleri kaldırarak, sanatla endüstriyi buluşturmaya ve sanatı hayata entegre etmeye çalışmıştır.

BAUHAUS’TA EĞİTİM

bauhaus ekolü
bauhaus ekolü

Bauhaus ekolü , usta-çırak ilişkisine dayanan öğretim modeli ile çok yönlü uğraşları birleştiren, teşvik eden ve yeni yöntemler geliştirme üzerine kurulan yaratıcı bir eğitim modelidir.  Bauhaus Tasarım Okulu’nda  mimarlık, resim ve heykel gibi üç ana sanat dalı altında, metal işçiliği, marangozluk, dokumacılık, çömlekçilik, vitray, duvar resmi, sahne tasarımı ve dekorasyonu, tiyatro ve grafik tasarım atölyeleri oluşturularak eğitim vermiştir  Bauhaus sistemi, “Werklehre” ve “Formlehre” olmak üzere iki grup disiplinden oluşmaktadır. Werklehre denilen birinci grup beceri öğrenimine yönelik olup; taş, ahşap, maden, cam, çamur ve dokuma atölyelerinden oluşurken; Formlehre denilen ikinci grupta daha çok kuramsal ve biçim yaratma sorununa yönelik çalışmalar yapılmıştır.

Öğrenci ve eğitmenlerin birlikteliğinde projeler oluşturulması, üreticilerle yakın ilişkiler kurulması, eğitim programlarında endüstriyel üretim yöntemlerine yer verilmesi, sergi ve yayın faaliyetleriyle halka ulaşılması okulun temel ilkeleri arasında sayılabilir.

Bauhaus Tasarım Okulu’nda eğitim; Paul Klee, Georg Muche,Wassily Kandinsky, Oskar Schlemmer, Lyonel Feininger, Theo van Doesburg ve Marcel Breuer gibi dönemin avangard sanatçılarının katılımlarıyla sürdürülmüştür.

Bauhaus Tasarım Okulu’nda yetişen sanatçılar, 1960’lı yıllara kadar çeşitli sanat dallarında avangard akımlara öncülük etmişlerdir. Bu bakımdan Bauhaus, modern tasarımın kaynağı olmasının yanı sıra Klee, Kandinsky, Albers ve Schlemmer gibi sanatçılarla soyut ve avangard sanat hareketlerin temelini oluştururken, özgün eğitim programıyla da sanat eğitiminde bir model olmuştur.

BAUHAUS EKOLÜ NEDİR ?

Bauhaus ekolü, uygulamalı sanatlar ile güzel sanatlar arsındaki engeli ortadan kaldırarak her iki uğraş alanının karşılıklı etkileşmesine uygun bir ortam hazırlamayı amaçlamıştır.

Walter Gropius Bauhaus Manifestosunda sanatçı ve zanaatçı arasında herhangi bir ayrım olmadığını vurgular ve geleceğin bütün sanatlarla hep birlikte inşa edilmesi gerektiğini söyler. Gropius bu konu hakkında şu sözlere yer vermektedir:

“Mimarlar, heykeltıraşlar, ressamlar, hep birlikte zanaatlara geri dönmeliyiz! Çünkü sanat bir ‘meslek’ değildir. Sanatçı ve zanaatçı arasında önemli bir ayrım yoktur. Sanatçı yüceltilmiş bir zanaatçıdır. İstencinin bilincini aşan o ender esinlenme anlarında, ilahi bir güç yaptıklarının sanata dönüşmesine neden olabilir. Öte yandan, her sanatçının bir zanaatta becerisi olması zorunludur. Yaratıcı hayal gücünün temel kaynağı burada yatar. O halde, zanaatçı ve sanatçı arasında kibir engelleri yükselten sınıf ayrımının olmadığı yeni bir zanaatçı loncası kuralım! Mimarlık, heykel ve resmi tek bir bütün olarak kucaklayacak ve bir gün, bir milyon işçinin ellerinde yeni bir inancın kristal simgesi gibi göğe doğru uzanacak olan, geleceğin yeni yapısını hep birlikte arzulayalım, kavrayalım ve yaratalım. ”

bauhaus ekolü
bauhaus ekolü

Gropius, güzel sanatlar ile tasarım sanatlarının ortak noktalarını görerek bağları yeniden kurmayı amaçlamıştır. Bir tarafta güzel sanatlar olarak kabul edilen resim, heykeltıraşlık ve mimari güzel sanatlar kabul edilirken, diğer bir tarafta ise zanaat olarak adlandırılan nakışçılık, mobilyacılık gibi kategoriler yer almaktaydı. Sanatçı ve zanaatçı terimleri birbirlerinden
ayrı görülürken, Bauhaus ekolü bu terimleri birleştirmiştir. Bauhaus ekolüne göre, biçimi belirleyen şey aynı zamanda işlevsel olmasıdır.

Bauhaus ekolü , günümüz konutlarının gelişmesine oldukça katkı sağlamıştır. Bauhaus üretimleri, en küçük bir malzemeden, eşyadan, konutun bitme noktasına kadar estetik bir işlevselliği amaçlamıştır. Bir nesnenin tasarımını; nesnenin doğal işlevinden ve ilişkisinden türeterek kurgulamak istemiş, ev aletleri ve eşyaların birbirleriyle uyumlu, ilişkili olmasını savunmuştur.

Merak edenler için: Etkili İletişim Nedir? Etkili İletişim Teknikleri Nelerdir?

 

 


Dilan POLAT

What's Your Reaction?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win